1985 yılında Gazi Üni. Kırşehir Eğitim Yüksek Okuluna( sonra fakülte) atandığımda ilk tanıdığım kişilerdendi Ali Rıza Türk hocamız…Dışarıdan ilk okuma- yazma dersine geliyordu. Ağırbaşlı, vakur, ölçülü ve konusuna hâkim, saygılı…Zamanla birbirimizi yakından tanıdık ve dost olduk. Sevdiğim, saydığım, her konuda sohbet ettiğimiz bir ağabeyimiz oldu.
Bir insanın kalitesini belirleyen kişisel özellikleri, karakteri, taşıdığı ahlâki değerler ve yaptığı işlerdir. Bunların hepsi rahmetlinin belirleyici vasıflarındandır.
Dün Âşıkpaşa mezarlığında ebedi âleme uğurladığımız merhum ağabeyimiz, kendisini hem mesleki ve hem de kültürel olarak yetiştirmiş, tarihi konulara hâkim, vatanperver, dürüst, inancını yaşayan ve ahde vefalı bir dost idi. Bir karakter abidesiydi.Eğitim alanında okul müdürü ve ilk öğretim Müdürü olarak önemli hizmetleri olmuştu. Cumhuriyetin değerlerini taşıyan ve yaşayan bir şahsiyetti. Âdeta bir eğitim çınarı gibi dimdik ayakta dururdu.
Ali Rıza ağabeyi, özellikle örnek bir aile reisi idi ve bizim de model ailemiz olmuştu. Dört çocuğundan üçü profesör ( Ülkü, Emel ve Yıldırım) birisi de( Ömer) Peyzaj Müh. olmuştu. (Oturduğumuz Selçuklu Apt. peyzajını o yaptı.)Her bayram bütün çocukları mutlaka gelirdi ve ben de hep gıpta ile bu aile yapısına özenirdim. Ortopedi hocası oğlu Yıldırım Kayseri’de başarılı bir hekim olarak hizmet etti ve kısa bir dönem Kırşehir Millet vekilliği de yaptı. Dün mezarın başındaki konuşması son derece duyguluydu. Damadı Prof. Dr. Olgun Arıbaş da başarılı bir göğüs hastalıkları uzmanıdır ve müstesna birisidir.
Merhum tam bir dosttu. Bayramlarda ziyaret ettiğimiz büyüklerimizdendi. Ramazanlarda iftar sofralarımızın her daim baş misafirlerindendi. Çok vefalı idi. Hatır gönül bilirdi.Her zaman çocuklarımızı sorardı ve hepsinin düğünlerine eşi Gülşen Abla ile geldi. Bizi çok severdi. Dün yardımcıları olan hanım göz yaşları ile anlattı: “ Amcam, Kâzım bey bayramda gelecek, onları yemeğe dâvet edeceğiz, unutma” diyerek beni tembihlemişti dedi.
Dün Ahi Evran Camii’nde musallat taşında cenaze namazından önce kafamda onlarca hatıra canlandı. Düşündüm ki, bir insan öldükten sonra amel defterleri şu üç halde açık durur: Yetiştirdiği hayırlı evlâtlar/ öğrenciler, bıraktığı faydalı işler ve yazdığı hayırlı eserler… İnanıyorum ki, rahmetlinin amel defteri hep açık duracak… Mekânın cennet olsun Eğitimin Ulu Çınarı…