Onun kökleri özellikle XV–XVI yüzyıllarda ortaya çıkan Tebriz minyatür okuluna uzanır. Bu minyatürlerde zarif hat sanatı, dekoratif öğeler, sembolizm ve süsleme temel sanatsal ilkeler olarak ön plana çıkıyordu. Ressamlar eserlerinde detay ve renk uyumuna büyük önem verir, her bir kompozisyonda estetik zevki ve manevi değeri bir araya getirirlerdi.
XX. yüzyılın başlarından itibaren Azerbaycan görsel sanatları, profesyonel ressamlık okullarının kurulması ve Avrupa akademik eğitim geleneklerinin benimsenmesiyle yeni bir aşamaya girmiştir. Bu dönemde ressamlar klasik realizm tekniği ile modernist etkileri birleştirerek eserlerinde günlük yaşam konularını, halk hayatını, emeğe adanmış sahneleri ve sosyal sorunları yansıtmaya başladılar. Milli kimlik, tarihsel bellek ve kültürel değerlerin korunması da eserlerin temel konularından biri haline gelmiştir.
Bu dönemde Azerbaycan resim sanatı; portre, manzara, tarih ve sosyal konuların birleştiği zengin bir repertuara sahip olmuştur. Ressamlar yalnızca estetik güzelliği vurgulamakla kalmamış, aynı zamanda eserlerinde toplumsal ve milli meseleleri derin manevi ve felsefi bakış açısıyla sunmuşlardır. Sanatçılar ayrıca tiyatro dekorasyonları, kitap grafikleri ve satirik karikatür alanlarında da yaratıcı çalışmalar yaparak Azerbaycan resim okulunun çeşitlenmesine ve farklı yönlerde zenginleşmesine katkıda bulunmuşlardır.
Azerbaycan resim okulunun gelişiminde önde gelen sanatçıların rolü yadsınamaz. Bunlar arasında Azim Azimzade, Sattar Behlulzade ve diğer sanatçılar özel bir yer tutmaktadır. Bu ressamlar, milli sanat geleneklerini koruyarak, onları modern teknikler ve ifade araçlarıyla zenginleştirmişlerdir. Eserlerinde hem milli süsleme ve sembolizm, hem de Avrupa resim sanat okullarının etkisi açıkça görülmektedir.
Böylece Azerbaycan resim okulu, tarihi köklerine sadık kalarak, aynı zamanda yeni sanatsal fikirleri ve teknikleri benimseyerek zengin ve çok yönlü bir gelişim süreci geçirmiş, milli ve sanatsal kimliği ile öne çıkan bir sanat okulu olarak şekillenmiştir.
Azerbaycan resim okulunun oluşumunda birçok önde gelen sanatçının önemli rolü olmuştur. Bunlardan biri de Azim Azimzade’dir. O, Azerbaycan satirik grafik okulunun öncülerinden biri olarak, toplumun sosyal sorunlarını eleştirel bir ruhla, derin anlam ve ifade gücüyle tasvir etmiştir.
Azim Azimzade, 1880 yılının Mayıs ayında Novxanı köyünde doğmuştur. Babasının itirazına rağmen ilkokul eğitimini Rus-Tatar okulunda almıştır. Sanat hayatı boyunca, yüzyıllar boyunca şekillenen Tebriz minyatür okulunun ve Rus resim okulunun geleneklerinden yararlanmıştır. Ressamlığa, ünlü “Molla Nesreddin” dergisinde eserlerini yayımlatarak başlamıştır. 1906 yılından itibaren “Molla Nəsrəddin”, “Baraban”, “Zenbur”, “Tuti”, “Kelniyyet” ve diğer dergilerde yayımlanan satirik grafik karikatürleriyle Azerbaycan satirik grafiğinin temelini atmıştır.
Azimzade’nin eserlerinin başlıca konusu sosyal çelişkiler, eskiye ait gelenekler ve halkın günlük yaşamıydı. Toplumun çeşitli kesimlerine ait olumsuz karakterler — cimri tüccarlar, dolandırıcı din adamları, sahtekarlar — onun satirik kaleminin hedefi oluyordu.
Ressam bu karakterleri bazen keskin bir mizah, bazen de ince bir kinaye ile ortaya koyuyordu. “Köpek Dövüştürme”, “Adam Karısını Dövüyor”, “Zenginlerin Düğünü”, “Fakirlerin Düğünü”, “Su Üstünde Kavga”, “Eski Bakılılar” gibi eserlerinde farklı sosyal kesimlerin iç yüzünü açıyor, kadınların hak yoksunluğu ve adaletsizlik gibi sorunlara dikkat çekiyordu. Bu bağlamda, toplumdaki sosyal adaletsizlikleri en çarpıcı şekilde yansıtan “Eski Bakılı Tipler” ve “100 Tip” serileri özellikle takdire şayandır.
A. Azimzade, satirik şair M. A. Sabir’in Hophopname adlı eserine yaptığı illüstrasyonlarla (1914) kitap grafiği sanatının temelini atmıştır. Ressamın tiyatro için hazırladığı kostüm eskizleri ve dekorasyonlar ise Azerbaycan resim sanatının bu alanda gelişmesine özel bir ivme kazandırmıştır. Ressamın eserleri dünyanın birçok müzesinde sergilenmiştir. İlk kişisel sergisi 1940 yılında Bakü’de düzenlenmiş ve sergide izleyiciler, ressamın 1200’den fazla eserini görme imkânı bulmuştur.
1920–1943 yılları arasında A. Azimzade, Azerbaycan Resim Teknik Okulu’nda öğretmen olarak görev yapmış, 1932–1937 yıllarında ise okulun müdürlüğünü üstlenmiştir. Əzim Aslan oğlu Əzimzadə, 15 Mayıs 1943’te Bakü’de vefat etmiştir.
Bakü Resim Teknik Okulu ve Bakü’nün bir sokağı onun adını taşımaktadır. Ressamın yaşadığı evde bir ev müzesi faaliyet göstermekte, yakınlardaki bir parkta ise büstü dikilmiştir. 1967 yılında Zeyneb Kazımova tarafından hayatı ve eserlerine adanmış 20 dakikalık kısa bir belgesel film – Azim Azimzade çekilmiştir.
Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’nun 7 Mayıs 2019 tarihli ve 211 sayılı Kararı ile Azim Azimzade, Azerbaycan Cumhuriyeti’nde eserleri devlet mirası olarak ilan edilen yazarlar listesine dahil edilmiştir. 2022 yılında ise Bakü’de onun anısına adanmış Bakü Tasarım Festivali düzenlenmiştir.
Bugün, adı Azim Azimzade’ye atfedilen Azerbaycan Devlet Resim Okulu — Azerbaycan’ın ilk resim okuludur. Okul, 1920 yılında ressam Azim Azimzade’nin girişimiyle kurulmuştur. Eğitim kurumu 1920–1921 yıllarında Azerbaycan Devlet Sanat Stüdyosu, 1921–1922 yıllarında Yüksek Resim Atölyeleri, 1922–1927 yıllarında Yüksek Resim Okulu, 1927–1940 yıllarında Azerbaycan Devlet Resim Tekniği Okulu, 1940 yılından itibaren ise Azerbaycan Devlet Resim Okulu adını almıştır. 1943 yılında okula, ressamın değerli hatırasını yaşatmak amacıyla Azim Azimzade’nin adı verilmiştir. Bugün bu okulun öğrencileri yetenekli genç ressamlar olarak yetişmekte ve Azerbaycan görsel sanatının gelişimine katkı sağlayacak hazır kadrolar olarak formasyon kazanmaktadır.
Azerbaycan resim okulu, zengin tarihi mirasa dayanarak farklı dönemlerin sanatsal arayışlarını bünyesinde birleştiren çok yönlü bir gelişim süreci geçirmiştir. Tebriz minyatür geleneklerinden başlayarak XX. yüzyılın profesyonel resim okullarına ve modern sanatsal akımlara kadar bu sanat her zaman milli kimliği, kültürel değerleri, tarihi ve manevi bakış açısını ifade etmeyi kendine amaç edinmiştir.
Azerbaycan ressamları, farklı dönemlerde klasik gelenek ile yenilik arasında yaratıcı bir sentez gerçekleştirmiş, sanatsal dil ve ifade araçlarını zenginleştirerek görsel sanatın konu yelpazesini genişletmişlerdir. Eserlerinde halkın günlük yaşamı, tarihsel hafıza, sosyal sorunlar, insanın manevi dünyası ve doğaya bağlılık özel bir yer tutmaktadır.
Bugün de Azerbaycan resim sanatı, yalnızca milli kültürün değil, aynı zamanda dünya sanatının ayrılmaz bir parçası olarak gelişmeye devam etmektedir. Modern ressamlar, yeni teknolojilerden, farklı üslup ve tür imkanlarından yararlanarak gelenek ile modernliği bir araya getirmekte ve ülkenin sanatsal mirasının korunması ile gelecek nesillere aktarılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Böylece Azerbaycan resim okulu, tarihsel olarak derin köklere sahip olmasının yanı sıra, bugün de dinamik, yaratıcı ve geleceğe dönük bir gelişim yolunu sürdürmektedir.