Çünkü şehir dediğimiz sadece sokaklardan, binalardan, meydanlardan ibaret değildir; asıl şehir, insanın kalbinde kurulur.
İşte bu yüzden mesele, seçilmiş olmak değil; mesele, gönüllerde seçilmiş olmaktır.
Bugün siyaset dediğimiz alan, çoğu zaman protokol fotoğraflarına, süslü makam odalarına ve gösterişli unvanlara indirgenmiş durumda.
Oysa halkın gerçek terazisinde bunların hiçbir hükmü yoktur.
Halk, karşısında “makam sahibi” görmek istemez; kendinden birini görmek ister.
Aynı sofraya oturabildiği, aynı sokakta yürüyebildiği, acısında omuz veren, sevincinde yanında duran birini…
Bugün terme caddesin çok kıymetli değerlerle muhabbet ve gönül birlikteliği vardı.
Ahi geleneğinden gelen bir şehrin insanlarıyız biz.
Bu topraklarda “Ahi başı” olmak, sadece bir unvan değil; bir sorumluluk, bir ahlak, bir duruştur. Ahi olmak demek, önce insan olmak demektir.
Kul hakkını gözetmek, mazluma kol kanat germek, çıkar sofralarından değil, halkın sofrasından beslenmek demektir.
Bugün “seçildim” diyerek yüksek duvarların arkasına saklananlar, aslında en büyük yanılgıyı yaşıyor. Çünkü makam, insanı yüceltmez; insan, bulunduğu makamı yüceltir. Koltuklar gelip geçicidir ama gönüllerde açılan yer kalıcıdır. Makamdan inince yalnız kalanları hepimiz gördük.
Çünkü onlar halkın değil, Ankara’nın adamı olmayı tercih ettiler.
Oysa gerçek olan şudur: Bu şehirde doğan, bu şehirde yaşayan, bu şehrin sokaklarını bilen insan; halkın içindedir.
Düğünde de cenazede de omuz omuzadır.
Gönül şehrinin sokakları, çıkar peşinde koşanları değil; samimi olanları, içten olanları, hesapsız sevenleri kucaklar.
Mazlumun yanında olmak, onun derdine derman aramak; işte gerçek liderlik budur.
Protokol masalarında yer bulmak değil, gönül sofralarında yer edinmektir asıl mesele.
Çünkü o sofralarda rütbe yoktur, çıkar yoktur; sadece insanlık vardır.
Bugün bu şehir, atanmışların değil; gönül kazanmışların omuzlarında yükselecektir.
İnsanların kalbine dokunabilenler, isimlerini taşlara değil gönüllere yazdıranlar hatırlanacaktır.
Son söz niyetine: Sokağın insanı olun.
Çıkarsız olun.
Samimi olun.
Yalama çıkarcı menfaatçi olmayın.
Emredersin diyen değil hakkı tutan olun.
Başkalarının maşası değil gönlün çırası olun.
Çünkü makam gider, unvan silinir…
Ama gönülde yer edenler hiçbir zaman unutulmaz.